HAVUZLARDAN BULAŞABİLECEK HASTALIKLAR.

Tarih: 23.10.2010

HAVUZLARDAN BULAŞABİLECEK HASTALIKLAR.

           Bu bölümde bahsi geçen konular sizleri havuzlardan uzaklaştırmak veya korkutmak için anlatılmamıştır.           

            Buradaki amacımız, havuz suyunun iyi dezenfekte edilmediği takdirde neler olabileceği konusunda sizleri bilinçlendirmektir.

            Hayatın kaynağı olan su, vücut ağırlığımızın %65'ini, kanımızın %80’ini, dünyamızın ise %75'ini oluşturmaktadır.

            İnsan günde 2.5 lt su içerek, yılda vücut ağırlığının 5 katı suyu tüketir. Tüketilen bu suyun % 50’si böbrekler, % 25’i deri, % 20’si idrar ve % 5’i ise dışkı ile atılır. 

            Dünya Sağlık Örgütü, bulaşıcı hastalıkların  % 80 oranında kirli sulardan kaynaklandığını belirtmektedir.

            Endüstriyel ve evsel atıksuların, kullandığımız yeraltı ve yerüstü sularını nasıl kirlettiği aşağıdaki resimde temsili olarak gösterilmektedir. Dünyada her yıl 5 ila10 milyon insan kirli sulardan kaynaklı hastalıklar sebebi ile ölmektedir. Bu nedenle temel ihtiyacımız olan suyun dezenfeksiyonu, içme ve kullanma sularında büyük önem arz etmektedir.

            Yüzülen ortamın kirliliğine bağlı olarak bir çok sağlık sorununun ortaya çıktığı ve bunların başında enfeksiyon hastalıklarının (bakteri, virus, mantar, parazit sebebiyle oluşan ateşli hastalıklar) geldiği belirlenmiştir.

            Suda bulunan mikroorganizmaları üç grupta toplayabiliriz:

            A- Suda doğal olarak bulunan mikroorganizmalar : Spirillum, Vibrio, Pseudomanas, Achromobacter, Chromobacter türleri ile Micrococcus ve Sarcina'nın bazı türleri.

            B- Toprakta yaşayan mikroorganizmalar : Bunlar; Bacillus, Streptomyces ve Enterobacteriacea'nın saprofit üyeleridir.  Toprağın yıkanması sonucu veya yağmur ile suya karışırlar.

            C- Normal olarak insan ve hayvanların bağırsaklarında bulunanlar : Başlıcaları; Esherichia coli , Streptococcus faecalis , Clostridium perfiringens ve bağırsak patojenleridir (Salmonella ve Vibrio comma gibi)

            Su kirliliğinde en önemli etken mikrobiyal kirlilik, özellikle de “patojenik (hastalık yapıcı) organizmalar” dır.

            Su kirliliğinin en tehlikeli şekli ise su ortamına insan dışkısının girmesidir.

            Bir çok hastalık insan veya bazen hayvanların patojen saçan dışkılarının su veya gıdaları kirletmesi ile ve daha sonra bunların tüketilmesiyle dışkı-ağız rotalı (aşağıda gösterildiği şekilde) bir yolla bulaşmaktadır.

           Tüm dünya ölçeğinde düşünülecek olursa, ishaller kalp hastalıklarından sonra ölümlerin ikinci önemli nedenidir.

            Gelişmemiş ülkelerde ise, en sık ölüm nedenlerinin başında ishaller gelmektedir.

            Asya, Afrika ve Latin Amerika’da her yıl 4.600.000 - 6.000.000 çocuğun ölümüne yol açmaktadır. Bunun anlamı günde 10.000 veya dakikada 7 çocuğun ölmesidir.

SU İLE BULAŞAN HASTALIKLAR

Hastalık

 

Neden Olan Mikroorganizmalar

 

Mikro Organizmanın Suya Nereden Bulaştığı

 

Semptomlar

 

 

Gastroenteris

 

Rotavirus

Salmonella


Enteropatojenik E.Coli

İnsan Dışkısı

Hayvan veya İnsan Dışkısı
İnsan Dışkısı

Akut İshal veya Kusma

 

 

Tifoid

 

 

Salmonella Typhosa

 

 

İnsan Dışkısı

 

Bağırsak İltihabı, dalak büyümesi, yüksek ateş, bazen ölümcül

Dizanteri

Shigella

İnsan Dışkısı

İshal, Nadiren ölümcül

Kolera

 

Vibrio comma

 

İnsan Dışkısı

 

Kusma, Şiddetli ishal, hızlı su kaybı ve ölüm

Bulaşıcı Sarılık
(Viral)

 

Hepatitis A

 

İnsan dışkısı ve kirli suda yetişmiş canlıları

 

Ciltte sararma, karaciğer büyümesi, karın ağrısı, nadiren ölümcül

Amipli Dizanteri

 

Entomoeba histolytica

 

İnsan Dışkısı

Hafif ishal, Kronik dizanteri

 

Giardiasis

 

 

Giardia lamblia

 

 

Hayvan veya İnsan Dışkısı

 

İshal, kramp, bulantı veya genel halsizlik, ölümcül değil
(1-30 hafta sürebilir)

Cryptosporidiosis

 

Cryptosporidium

 

Hayvan veya İnsan Dışkısı

İshal, mide ağrısı
(ortalama 5 gün sürer)

            Tablodaki hastalıkların dezenfeksiyonu uygun şartlarda yapılmayan yüzme havuzlarının suyu ile bulaşabileceği yapılan incelemelerle belirlenmiştir.

            Yukarıda bahsi geçen bu hastalıklara neden olabilecek, havuzlar kadar dezenfeksiyonuna dikkat edilmesi gereken diğer bir bölüm ise, havuz etrafında bulunan ve ortak kullanıma açık; duşlar, soyunma odaları ve tuvaletlerdir.

            Ülkemizde yüzme havuzlarının sayılarının artışı ile doğru orantılı olarak Su ile Bulaşan Hastalık (SBH) vakalarında büyük artış gözlenmektedir.

            Yüzme havuzlarındaki tehlikeli mikroorganizmaları, kaynaklarına göre 2 gruba ayırmaktayız.

l        Fekal (dışkı) Kaynaklı

Virüsler            ; Adenovirüs, Hepaptit A, Norovirüs, Enterovirüs

Bakteri             ; Shigella spp., E. coli

Protoza            ; Giardia, Cryptosporidium

l        Fekal (dışkı) Kaynaklı Olmayan

Virüsler            ; Adenovirüs, Popillomavirüz, Noluscipoxvirüs

Bakteri             ; Legionella spp., Pseudommonas spp., Mycobacterium spp., Stophylococcus aureus, Leptospira spp.

Protoza            ; Naegleria fowleri, Acanthamoeba spp., Plasmodium spp.

Fungus             ; Trichophyton spp., Epidermophyton floccosun

            Yukarıda değinilen mikroorganizmaların ortak özellikleri, suyla bulaşmaları ve hastalık oluşturduklarında temel semptomun ishal olmasıdır.

            Dışkı ile temas riski, özellikle bez kullanan, yürüme çağı çocukları ve ishal olmuş yetişkinlerin bulunduğu yüzme havuzlarında yüksektir.

            İshal rahatsızlığı olan kişilerin havuzu kullandıkları esnada, yanlışlıkla ortama karıştıracakları 0,14 gramlık (2 damla) dışkı, yüzme havuzunu kirletmek için yeterli olacaktır.

            1 gram dışkıda 1010 Hepatit A virüsü, 1011  Noravirüs, 106  Ecovirüs belirlenmiştir.

            Yüzme havuzları; dar bir ortamda çok sayıda insanın kullanması yönüyle, suyla bulaşan mikroorganizmaların yayılması için çok uygun bir ortamdır.

            Dezenfeksiyon, havuzlarda Su ile Bulaşan Hastalıklar için önemli düzeyde koruma ve kontrol sağlamakla birlikte, dezenfeksiyonun sürekliliğinin sağlanamaması, havuz bakımının iyi yapılamaması, hastalıkların bulaşma riskini artırmaktadır.

            Böylesi ortamlarda, klora duyarlı mikroorganizmalar bile yayılabilmektedir.

            Fekal (dışkı) Kaynaklı Kirlenme;

            Fekal (dışkı) kaynaklı havuz kirlenmesinde, havuzu kirleten mikroorganizmaların yok  edilmesi için gereken zaman ve klor miktarı ;

            1 mg/lt (ppm) Serbest klor, pH 7.5 ve havuz suyu sıcaklığı 25 C olduğu koşullarda

            Dezenfeksiyon Değeri = Serbet klor miktarı * Zaman

Fekal (dışkı) Kirletici

Dezenfeksiyon Değeri

E. Coli

1 dakika 'dan az

Hepatit A

16 dakika

Giardia

20-45 dakika

Cryptosporidium

9600 dakika

            Bu örnekleme göreceğimiz gibi havuzda, dışkı ile kirlenme tespit edildiği anda öncelikle

kirletici kaynak katı ise bir kepçe ile havuzdan hemen alınmalı ve kullanılan kepçe 100 ppm lik bir klor solüsyonu ile yıkanmalıdır.

            Havuz kullanıma kapatılmalı, kirletici kaynağın bertaraf edilebilmesi için, klor şoklaması yapılarak zamanın kısaltılması sağlanmalıdır.

            Örneğin havuz suyumuza  Cryptosporidium protozasının girdiğini kabul edersek 1 ppm lik klor miktarı içindeki Dezenfeksiyon Değeri 9600 dk dır. Klor şoklaması ile klor miktarı 30 ppm çıkarıldığı takdirde Dezenfeksiyon Değeri 320 dk (yaklaşık 5.30 saat) düşer, bu zaman geçildikten sonra havuzumuzu tekrar kullanıma açabiliriz.

            Klor şoklaması yapıldığında sirkülasyon kesintisiz olarak devam etmelidir. 

            Fekal (dışkı) Kaynaklı Olamayan Kirlenme :

            Burada karşımıza 2 ana kirletici kaynağı çıkmaktadır. Birincisi yüzücüler, İkincisi ise havuz duvar, boru tesisat veya filtre kumları üzerinde oluşabilen biyofilm tabakalarıdır.

            Yüzücüler ; Burada havuzların kirlenmesine sebep olan en önemli etken, mantar ve/veya virüs tarafından enfekte edilmiş yüzücülerdir ki, bunlar herkesin ortak kullanım alanı olan duşlar, soyunma odaları, tuvaletler gibi rutubetli ortamlardan çıktıktan sonra, duş almadan havuz girmeleri sebebiyle çevresel kaynaklı kirleticileri havuzlara rahatlıkla taşıyabilmeleridir.

            Örneğin yüzme havuzu konjonktivitesi, Adenovirüslerin neden olduğu ve yüzücülerde göz kızarıklığı, boğaz iltihabına sebep olan bir rahatsızlıktır.

            Çocuklardaki viral gastroenterit ve yetişkinlerdeki viral diyare'ye (ishal) Rotavirüslerin sebebiyet verdiği belirlenmiştir.

            Biyofilm :

            Biyofilm, canlı veya cansız bir yüzeye yapışarak kendi ürettikleri polimerik yapıda jelsi bir tabaka içinde yaşayan mikroorganizmaların oluşturduğu topluluk olarak tanımlanabilir.

            Bu jelsi tabaka, bakteri hücreleri tarafından üretilen EPS adı verilen polisakkarit bazlı bir kafestir.

            EPS, terminolojide “extracellular polymeric substances”, teriminin karşılığı olarak kullanılmaktadır. EPS’yi biyofilm tabakasında bakterilerin hücre dışına saldıkları ve onları bir arada tutan çimento gibi düşünebiliriz.

            Havuzlarda biyofilm tabakası, derz aralarında, havuz içi sirkülasyonun oluşmadığı ölü bölgelerde, fittings sistemi içinde ve kum filtrelerinin içinde kumların üstünde oluşa bilmektedir. Özellikle kışın kullanılmayan havuz sistemlerinde ve kum filtrelerinde biyofilm oluşumu daha fazla gözlenmektedir.

            Biyofilm tabakası besin maddelerini biriktirmesi, içindeki mikroorganizmaları dezenfektanlardan, bakterileri yiyerek beslenen canlılardan, virüslerden ve pH dalgalanmalarından koruması gibi birçok avantajı sunmaktadır.

            Su sistemlerinde bakterilerin çoğalması ve biyofilm tabakasının oluşumu halk sağlığı açısından büyük bir problem oluşturur.

            Biyofilm tabakası, filtrasyon sistemini bozduğu için havuz suyu kalitesinin bozulmasına neden olacaktır.

            Dezenfektanlara karşı dayanımı yüksek olmasının yanısıra, karmaşık fiziksel yapısı ve dinamik doğasından ötürü ölçümü, izlenmesi, kontrolü ve mücadelesi çok zordur.

            Lejyoner hastalığı, kalp kası enfeksiyonu, orta kulak iltihabı, diş iltihabı (periodontit), kemik iliği iltihabı (osteomiyelit), kronik prostat gibi hastalıkların etkenlerinin biyofilm ilişkili mikroorganizmalar olduğu göz önüne alınırsa tehlikenin ne kadar büyük olduğu anlaşılabilir.

            Suyun boru içindeki akış hızının azalması ya da durmasıyla biyofilm oluşumun daha hızlı gerçekleştiği bilinmektedir. Bu nedenle az kullanılan su sistemlerinde mikroorganizmalar daha kolay çoğalmaktadırlar.

            Biyofilm tabakası endüstriyel su sistemlerinde ısı değiştiricilerde sıcaklık transfer veriminin düşmesine, boru çapının daralmasıyla sistem basıncının artmasına ve bunun sonucu olarak bağlantı noktalarında sızdırmaya neden olmaktadır.

            Özellikle metabolik açıdan aktif bakteriler yüzeye tutunmak için olağanüstü bir istek gösterirler. Tanımlanmış olan bakterilerin %99’u bu biyofilm tabakası içinde yaşayabilmektedir.

             Biyofilm tabakasının oluşumu sıcaklık, su akış hızı, suyun kimyasal ve mikrobiyolojik parametreleri, dezenfektan maddeler yada kalıntılarına bağlı olduğu gibi depo ve boru malzemelerinin tipine de bağlıdır.

            Biyofilm tabakası, gözle görülebilir büyüklükteki organizmaların bile çoğalmasına imkan

verebilecek besin zincirinde başlangıç noktası konumundadır.

            Bakteriyel üreme, havuz suyunda bulanıklık, kötü  koku ve renk değişimine neden olabilir.

            Biyofilm tabakası, bakterileri başta klor olmak üzere dezenfektanlardan, besinsizlikten, kuraklıktan, pH dalgalanmalarından, toksinlerden, virüslerden korur ve hücreleri bir arada tutar.

           Bakteriler, sucul ortamlarda serbest yüzmek yerine bir yüzeye tutunmayı tercih ederler. Bunun sebepleri; tutunduğu yüzeyin besin kaynağı olması, suyun akışıyla tutunduğu yere besin maddesi taşınması ya da su akışı sayesinde bol oksijen bulunmasıdır.

            Biyofilm tabakasının oluşumundaki ilk basamak yaklaşmadır. Bakteri, tutunacağı yüzeye aktif hareket ya da konveksiyon  ile yaklaşır. Yüzeye kritik uzaklıkta olduğu anda [yaklaşık 1 nanometre], bakteri itici ve çekici güçlerin etkisiyle ya yüzeye yapışır ya da itilir. Bu itici ve çekici güçler; elektrostatik ve hidrofobik etkileşimler, Van der Walls bağlarının kuvveti, sıcaklık, hidrodinamik güçler olarak  tanımlanmaktadır.

            Elektrostatik etkileşimler daha çok itici güçlerdir. Çünkü bakteriler ve katı yüzeyler negatif yüklüdür. Yüzeyle ilk temasın gerçekleşmesinde hidrofobik etkileşimlerin katkısı büyüktür.

            Bunun yanında bakterinin tutunmasını kolaylaştıran hücre dışı yapıları, pH, besin miktarı, sıcaklık da yüzeye yapışmada etkili role sahiptir. Bakteri, sahip olduğu hücre dışı uzantılar ya da saldığı polimerler ile yüzeye sıkıca bağlanır.

            Biyofilmin doğal oluşum sürecinde tabaka içine farklı türlerde mikroorganizmalar katılmakta ve heterojen bir yapı hüküm sürmektedir. Çoğunlukla bakterilerin baskın olduğu biyofilm tabakaların da mantar ve çok hücreli canlılara da rastlanmaktadır.

            Doğal ya da insan yapımı su sistemlerinde gelişen biyofilm tabakasındaki bakteriler, düşmanları olan organizmalara karşı korunurken aynı zamanda çeşitli özelliklere sahip farklı dezenfektanlara da direnç gösterirler.

            Bir hipoteze göre, az besin bulunan su şebeke sistemindeki biyofilm bakterileri açlık nedeniyle yavaş üreme ya da durgunluk evresine geçer ve bu metabolik değişiklik onu dezenfektanlara daha dirençli kılar.

            Daha farklı bir hipoteze göre, biyofilm tabakası içindeki bakteri farklı bir yaşama tarzına adapte olur. Bu durum besin azlığına karşı yapılan bir davranış değil, yüzeye yapışarak üremek için biyolojik olarak programlanmış bir cevaptır.

            Biyofilm tabakasının oluşumunu önlemek için tek bir strateji vardır, o da biyofilm oluşmadan önce düzenli olarak uygun dozda dezenfeksiyon yapmaktır.

            Havuz duvarlarının ve filtre içlerinin mekanik olarak temizliği mümkün olmasına rağmen  borular gibi uzak ve dar noktalara erişmek neredeyse imkansızdır.

            Biyofilm tabakasının doğurduğu hijyenik riskler göz ardı edilemeyecek kadar çeşitli ve
büyük olduğu için su sistemlerinde oluşmasını önlemek amacıyla tedbirler alınmalıdır.

            Bu tedbirlerin en başında havuz filtrasyon ve dezenfeksiyon sistemin en iyi şekilde dizayn edilmesi, kaliteli tesisat malzemesi kullanılması gelmektedir.

            Mevcut havuzumuzda biyofilm oluşumunu engellemek için yapabileceklerimiz ise şunlardır.           

           1.Havuz duvarlarının sürekli fırçalanması (eğer bir biyofilm oluşumu varsa çelik uçlu fırça kullanılmalıdır),

            2.Kuaterner Amonyum veya benzeri yosun önleyicilerin düzenli kullanılması.

            3.Kum filtrelerine periyodik aralıklarla klor konulması veya klorlamanın filtre öncesine alınması.

            4.Periyodik aralıklarla havuz suyunun şok klorlamaya tabi tutulması.

                 Periyodik aralıklar; Halka açık havuzlar için haftada bir, Site havuzları için 15 günde bir, Villa havuzları için ayda bir, olarak belirleyebiliriz. 

     

Suyla İlişkili Hastalıkların Bulaşma Şekilleri :

            Yüzme havuzlarında, su parklarında, jakuzilerde, sağlık amaçlı terapi ve kaplıca havuzlarında kullanıcılar, patojenik organizmaları, suyla temas (deri) ve su yutma (ağız) yoluyla suyu vücutlarına alırlar. Virüs ve bakterilerin hangi yolla vücuda ulaşabileceği aşağıdaki tablolarda verilmektedir.

A- Bakteriyal Hastalıklar:

 

Su yutma

Suyla temas

Basilli Dizanteri (Shigella spp.)

+

+

Kolera (Vibrio chlorea)

+

-

Gastroenterit (Campylobacter)

+

-

Gastroenterit(Enteropatojenik Escherichia coli)

+

+

Leptospirosis (Leptospira spp.)

+

+

Salmonellozis (Salmonella spp.)

+

+

Tifo (Salmonella typhi)

+

+

Paratifo (Salmonella paratyphi)

+

+

Yersiniosis (Yersinia spp.)

+

-

Lejyoner Hastalığı (Legionella spp.)

-

+

Deri enfeksiyonları (Pseudomonas spp. ve Staphylococcus spp.)

-

+

Miyozit (Aeromonas hydrophila)

+

+

Gastroenterit (Vibrio parahaemolyticus)

+

+

 

B- Viral Hastalıklar:

Viral gastroenteritler (Norwalk Ajanı, Rotavirus)

+

-

Enfeksiyöz Hepatit (Hepatit A virusu)

+

+

Poliomiyelit (Polioviruslar)

+

+

Aseptik menenjit (Echoviruslar,Coxsackievirusler)

+

+

Ensefalit (Diğer Enteroviruslar)

+

+

 C- Parazitik Hastalıklar:

Acanthamebiasis (Acanthamoeba spp.)

+

-

Amipli Dizanteri (Entomoeba histolytica)

+

-

Cryptospridiosis (Cryptosporidium parvum)

+

+

Ascariasis (Ascaris lumbricoides)

+

+

Balantidial Dizanteri (Balantidium coli)

+

+

Giardiasis (Giardia lamblia)

+

+

Meningoensefalit (Naegaleria spp. Ve Acanthamoeba spp.)

+

+

Schistosomiasis (Schistosoma spp.)

+

-

            A- Bakteriyel hastalıklar

            Basilli Dizanteri (Shigella spp.):

            Shigella grubundaki fakültatif anaerobik bakterinin sebep olduğu şiddetli bir ishaldir. Hasta olmuş kişiler bir günde 20 defadan fazla tuvalete gidebilirler. Ayrıca karında kramplar ve ve ateş de görülmektedir.

            Kolera (Vibrio chlorea):

            Günümüzde kolera Asya'da özellikle de Hindistan, Pakistan ve Bengladeş'te sık olarak görülmektedir, batı ülkelerinde nadiren kolera salgınları oluşmaktadır.

            İnce bağırsakta büyüyerek enterotoksin üreten bu tür; vücutta su kaybına sebep olmaktadır.

            Aşırı su ve mineral kaybı sonucunda; intestinal mukus, epitel hücreleri ve bakterilerden oluşan "pirinç suyu görünümünde dışkı" ortaya çıkmaktadır

            Gastroenterit (Campylobacter) :

            Campylobacter genusu üyeleri insanlarda ve hayvanlarda patojen veya bağırsak sakini olarak yaşamaktadır.

           Şu anda A.B.D.'de en sık ishal oluşturan ajan olarak Campylobacter ikinci sıraya yerleşerek Shigella'nın yerini almıştır.

            İngiltere ve Galler’de de 1992-2003 yılları arasında 89 su kaynaklı salgın kaydedilmiştir. Bu salgınların 24’ünün (% 27) şehir şebeke suyundan, 25’inin (% 28) özel su kaynaklarından, 35’inin (% 39) yüzme havuzlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.

            Havuzlardaki oranın yüksek olması dışkı bulaşmasının daha fazla olmasına ve sularda klorlama gibi işlemlerin eksik yapılmasına bağlı olduğu rapor edilmiştir.

            Gastroenterit (Enteropatojenik Escherichia coli):Seyahat Diyaresi

            İnsan bağırsaklarında en bol bulunan mikroorganizmalardan birisi E.coli 'dir. E.coli normalde zararsız olmasına karşılık bazı türleri patojenik olabilmektedir.

            Bu grubun en iyi bilinen organizması E.coli O157:H7 'dir.

            Seyahat diyaresine (ishal), bütün dünyada zayıf dezenfeksiyon koşullarının bulunduğu bölgelerde rastlanmaktadır.

            Salmonellozis (Salmonella spp.) :

            Salmonellalar ilk önce bağırsak mukozasına girer ve burada çoğalırlar. Hastalık sırasında hafif bir ateş, karın ağrısı, kramplar ve ishal görülür.   

           Hastalığın akut fazı sırasında hasta olmuş bir kişinin dışkısının gramında 1 milyar kadar Salmonella bulunmaktadır.

            Normal olarak iyileşme birkaç gün içinde olmasına rağmen hastaların çoğu altı ay boyunca dışkılarıyla organizma saçmaya devam etmektedir.

            Tifo (Salmonella typhi):

            Salmonella typhi, bakteriyal bir enfeksiyon olan tifoya sebep olmaktadır. Bu patojen hayvanlarda bulunmadığından hastalık sadece insan dışkısıyla yayılır.

           İyileşen hastaların birçoğu kronik taşıyıcı olmakta ve patojeni safra keselerinde barındırarak aylarca bakteri saçmaya devam etmektedirler.

            Böyle taşıyıcılar dışkılarının gramında 10.000.000 adet bakteri bulunmaktadır.

            Paratifo (Salmonella paratyphi):

            Salmonella typhi dışında kalan salmonella grubu bakterilerin neden olduğu, sindirim kanalı yoluyla bulaşarak tifoya benzer özelliklerde seyreden, bulaşıcı hastalıklara “Paratifo” denir.  “Salmonella typhi murium” ile gelişen paratifo olaylarına daha çok çocuklarda rastlanır. Paratifoda, tıpkı tifoda olduğu gibi, bakterilerle kirlenmiş havuz suyunun ağız yoluyla vücuda alınması sonucu sindirim kanalı yoluyla bulaşmaktadır.  

            Paratifonun kuluçka süresi yaklaşık iki haftadır. Hastalığın belirtileri düzensiz ateş yükselmesi nöbetleri, kalp atışlarının hızlanması (taşikardi), titreme- sırt, karın ve baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal, karın ve göğüste pembe-kırmızı deri lekeleri biçimindedir. Paratifo hastalığının tedavisi de tifo tedavisine benzer.

            Yersiniosis (Yersinia spp.):

            Yersinia'nın gıda ve su kaynaklı patojen olarak önemi son 20 yılda anlaşılmıştır. Bu bakteriler evcil hayvanların birçoğunun bağırsaklarında bulunmaktadır.

            Bir çok ülkede, gerek gıdalardan yaygın olarak izole edilmesi ve gerekse oluşturduğu enfeksiyon oranının diğer patojenlere yakın olması nedeniyle, Yersiniosis enterocolitica rutin gıda ve su analizlerine dahil edilmiştir. Klora dirençli bir bakteri olması nedeniyle de havuz dezenfeksiyonunda önemli bir bakteridir.

            Lejyoner hastalığı (Legionella spp.):

            Otel, iş merkezi, gökdelenler gibi büyük binaların havalandırma sistemlerinin su bölmeleri, havuzları, su depoları gibi nemli ortamlar bu bakterinin çoğalabilmesi için en uygun yerlerdir.

            Ülkemizde de zaman zaman rastlanan ama salgınlara yol açmamış olan bu bakteri, durgun sularda ürer ve suyun havaya saçılması sırasında solunum yoluyla akciğerlere girerek zatürreye yol açar. 

            Terapi havuzları ve jakuzilerde, suyun hava ile karıştırılarak ortama verilmesi sebebiyle, bakteriler havada uçuşan su damlacıklarına karışarak, kolaylıkla solunum sistemine girip hastalığa yol açabilmektedir. Bu nedenle bu tür havuzlarda sürekli dezenfeksiyon olmalı ve aktif dezenfektan (serbest klor veya brom) miktarı yüksek (1,0 – 1,5 ppm) tutulmalıdır.

            Legionella bakterilerinin neden olduğu zatürre, erkeklerde, sigara içenlerde, alkoliklerde, bazı hastalıkları olanlarda (kalp ve damar hastalığı, kronik bronşit, şeker hastalığı, böbrek hastalığı...) ve bağışıklık sistemi baskılanmış olanlarda, kortizon kullananlarda daha sık görülür ve daha ağır seyreder. Lejyoner Hastalığı, çok ağır ve özellikle de vaktinde tanınıp tedavi edilmediğinde ölüm ihtimali yüksek olan bir zatürree türüdür. Hastalık yüksek ateş, üşüme, titreme, kuru öksürük, halsizlik, iştahsızlık gibi belirtilerle başlar. Kanlı balgam, bıçak batar tarzda göğüs ağrısı da olabilir. Birkaç gün içinde bunlara karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal... gibi sindirim sistemi ve baş ağrısı, uyuklama, dengesiz hareketler, halüsinasyonlar, bilinç bulanıklığı... gibi çeşitli sinir sistemi belirtileri de eklenir.

            Deri enfeksiyonları (Pseudomonas spp. ve Stapphylococcus spp.):

            Pseudomonas spp; Daha çok toprak ve su kaynaklı gram negatif, çubuk şeklinde bakterilerdir.

            Bu türün en önemlisi üyesi olan Pseudomonas aeruginosa faydalı bir tür olmakla birlikte bağışıklık yetersizliği olan hastalarda solunum ve idrar yollarında, yanıklarda ve açık yaralarda  enfeksiyona sebep olabilirler.  Ayrıca, pseudomonas aeroginosa, dezenfeksiyonun düzgün yapılmadığı küvet, havuz ve jakuzi gibi ortamlarda cilt iltihabına sebep olabilir.     

            Stapphylococcus spp; Stafilokoklar gram pozitif bakterilerdir. Mikroskop altında yuvarlak üzüm taneleri gibi görünürler. Staphilokok cinsinin 30 dan fazla türü vardır. Çoğu tamamen zararsızdır ve insan cildi ve ağız-burun bölgesinde bulunurlar. Daha çok savunma sistemi zayıf olan insanlarda deri enfeksiyonlarına sebep olurlar.

            Miyozit (Aeromonas hydrophila);

            Miyozitler genel olarak oldukça nadir görülen bir hastalıktır. Kronik, nedeni belli olmayan, ağrılı kas hastalıkları için kullanılır.

            Aeromonas hydrophila miyoziti; Tatlı su ortamındaki balık veya başka bir su canlısının yol açtığı yaralanmalar sonunda gelişen ve gazlı kangreni taklit eden bir tablodur.

            Gastroenterit (Vibrio parahaemolyticus):

            Kavisli, çubuk şekli, hareketli ve kamçılı, gram-negatif bakteridir. İnsanlarda su ortamlarında bulunduğunda yutma ve temas ile gastrointestinal hastalıklara sebep olabilir.

            Enfeksiyon fekal-oral yoluyla bulaşır. Salgınlar genellikle kıyı bölgeleri boyunca yaz ve erken sonbahar dönemlerinde görülür. Yüksek su sıcaklıklarında bakteriler daha üst düzeyde artış gösterme eğilimindedirler. Kuluçka dönemi 24 saattir. Şiddetli ishal, bulantı, kusma, karın krampı ve bazen ateş görülür.

            Ayrıca, yüzme havuzu veya denizde yüzücülerin açık kesik ve yaralı bölgelerinde, göz veya kulaklarda enfeksiyonlarına yol açar.

            B-Viral Hastalıklar

            Viral Gastroenteritler (Norwalk Ajanı, Rotavirüs):

            Poliovirüsler,echovirüsler ve coxsackievirüsler gibi birçok virüs fekal-oral (dışkı – ağız) yolla bulaşmaktadır.

            Bu virüslere genel olarak enterovirüsler ismi verilmesine rağmen bu virüsler direkt olarak sindirim sistemini etkilememektedirler. Bütün dünyada rastlanan viral gastroenterit vakalarının % 90'ına rotavirüs veya Norwalk ajanı sebep olmaktadır.

            Enfeksiyöz Hepatit (Hepatit A virüsü):

            Hepatit A Virüsü (HAV), Hepatit A hastalığına sebep olmaktadır. HAV enfeksiyonunun kronik şekli yoktur ve virus sadece hastalığın akut safhasında çevreye saçılmaktadır. Hepatit A virüsü hayvandan insana bulaşmaz.

            Virüs genel olarak dışkıyla saçılmaktadır ve hatta kan ve idrarda bile tayin edilmiştir. Çevreye en fazla virüs salgılanması hastalık semptomları ortaya çıkmadan önce olmakta ve daha sonra hızla azalmaktadır.

            Hepatit A Virüsü içme sularının dezenfeksiyonunda kullanılan klor konsantrasyonlarına dirençlidir.

            Poliomiyelit (Poliovirüsler):

            Çocuk felci, poliomiyelit (poliomyelitis) veya polio isimleri ile bilinen hastalıktır.

            Poliovirus adı verilen bir virüs tarafından meydana getirilir ve sinirler ve kaslar da dahil olmak üzere tüm vücudu etkileyebilir. Şiddetli hastalık durumunda sürekli felç veya ölüm meydana gelebilir.

            Polio bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık etkeni virüsün bulaşması hastalıklı kişiye doğrudan temasla hastanın ağız ve burnundan çıkan sıvılarla veya hastalıklı kişinin virüs içeren atıkları ile temasla olabilir.

            Virüs ağız veya burun yolu ile sağlam kişinin vücuduna girer.  Boğazda veya sindirim sisteminde yerleşerek çoğalır ve kan ve lenf damarları aracılığı ile vücuda yayılır. Hastalığın kuluçka süresi ortalama 7-14 gündür

            Aseptik menenjit (Echovirüsler, Coxsackievirüsler):

            Menenjit çeşitli bakteri ve virüslerin neden olduğu, akut veya kronik olabilen bir beyin ve omurilik zarı iltihabıdır. Beyin dokusunu da zedeleyebilen, beyin- omurilik sıvısında hücresel ve biyokimyasal değişikliklere yol açan, sonu ölümcül olabilecek bir hastalıktır.

            Ensefalit (DiğerEnterovirüsü):

            Ensefalit veya beyin iltihabı, genel olarak virüs kaynaklı bir hastalıktır.

            Şiddetli baş ağrısı, bulantı, kusma ve yüksek ateş gibi belirtilerle başlar. Daha sonra göz, yüz ve boyun bölgelerinde felçler ortaya çı­kar. Virüsün beyni işgal etmesine ka­bakulak, herpes, kızamık, çiçek, suçiçeği gibi bulaşıcı hastalıklar da yardımcı olurlar. Bazı virüsler, sivrisinek ve kenelerce taşınmaktadır.

           C- Parazit Hastalıkları

            Acanthamebiasis (Acanthamoeba spp.):

            Acanthamoeba, tatlı su ve toprakta çok sık bulunan bir cins  protozoadır. Hücrelerinin uzunluğu genellikle 15-35 mikron ve oval biçimlidir. Acanthamoeba'nın dikenli bir görünümü vardır. Kistleri yaygındır ve bu kistli yapı filtrasyon sisteminde kolaylıkla tutunabildiği için filtrasyon veriminin düşmesine ve ters yıkamada daha fazla su harcanmasına, ayrıca insanlar ve hayvanlarda enfeksiyonlara neden olur.

            Amipli Dizanteri (Entomoeba histolytica):

            Amipli dizanteri, su ve gıdalar yoluyla yayılmakta ve bütün dünyada rastlanmaktadır.

A.B.D.'de nüfusun % 5'inin belirtisiz E. histolytica taşıyıcısı olduğu tahmin edilmektedir.

            Dünya çapında da on insandan birinin hastalık belirtilerini göstermeden hasta olduğu tahmin edilmektedir.

            Cryptosporidiosis (Cryptosporidium parvum):

            Cryptosporidiosise sebep olan parazit, uzun yıllar sığırlarda ishal oluşturan bir patojen olarak bilinirken 1976 yılından sonra insanları da hasta ettiği anlaşılmıştır.        

            Günümüzde bu hastalıkla ilgili vaka sayıları gittikçe artmakta, özellikle de AIDS 'liler başta olmak üzere bağışıklık sistemi problemi olan kişilerde ciddi sonuçlara yol açmaktadır.

            İnsanlara bu hastalığın bulaşması, özellikle büyük baş hayvanların atıklarıyla kirlenmiş sular vasıtasıyla olmaktadır.

            Bu protozoanın da Giardia'nınkine benzer klorlamaya dirençli ve filtrasyonu etkileyen kistleri (ookist) vardır.

            Ascariasis (Ascaris lumbricoides):

            Ascaris lumbricoides en yaygın bağırsak kurdudur. İnsan dışkısının gübre olarak kullanıldığı her yerde ve hijyen şartlarının zayıf olduğu yerlerde görülür. Bu kurt, insanlarda ve özellikle çocuklarda bağırsak hastalıklarına sebep olur.

            Yeterince dezenfekte edilmemiş yiyecek ve içeceklerin tüketimi sonucunda insanlara geçer. Akciğerlerde ve bağırsaklarda gelişir. Özellikle bağırsaklarda bir yıl veya daha fazla yaşar. Ciğerlerde hırıltı, öksürük ve solunum zorluğuna neden olur ve kalıcı zararlar da verebilir. Bağırsaklarda ise kurtlar, kusma, karnın üst kısmında rahatsızlık ve şişme yapar.

           Balantidial Dizanteri (Balantidium coli):

            Balantidium coli, tek hücreli bir canlıdır. Kalın bağırsak boşluğunda yaşar ve insanlarda hastalık yapar. Parazit, besin ve kirlenmiş sular ile alınır. Sebep olduğu hastalığın adı Balantidial dizanteridir. Kanlı ishallere neden olur.

           Giardiasis (Giardia Lamblia):

            Giardiasis hastalığı Giardia lamblianın insanlarda sebep olduğu uzun süreli bir ishal hastalığıdır.

             A.B.D' de Giardiasis salgınlarının çok sık meydana geldiği ve nüfusun yaklaşık % 7'sinin sağlıklı taşıyıcılar olarak dışkılarıyla Giardia kistlerini yaydıkları belirtilmektedir.

            Bu organizma, kunduz gibi bazı vahşi memeli hayvanlar tarafından da çevreye yayılmaktadır.

            Bu parazitin kist safhasının klorlamaya karşı oldukça dirençli olması sebebiyle, bu kistlerin sudan uzaklaştırılabilmesi için su arıtımına filtrasyon basamağının eklenmesi şarttır.

            Meningoensefalit (Nagaleria spp. ve Acanthamoeba spp.):

            Beyin dokusu ve zarlarının iltihabı durumu, genellikle naegleria fowleri isimli protozoon ailesinden bir parazitin sebep olduğu beyin zarları ve beyin iltihabı. Koku ve tat kaybına ve ense sertliğine sebep olur ve baş ağrısı, kusma, nöbet görülür. Tedavi edilmezse ölüme sebep olabilir.

Schistosomiasis (Schistosoma spp.):

            Schistosoma haematobium, S.mansoni, S.japonicum insanda enfeksiyona neden olurlar.                Enfeksiyon çocuklarda ve genç erişkinlerde daha sıktır. 10-20 yaş grubunda en yüksektir. Çocuklarda ve genç erişkinlerde hastalık, diğer yaş guruplarına nazaran daha ağır belirtiler gösterir. En önemli etkileri, ateş, ishal, kusma ve karında aşırı şişliktir.   

            6 Önemli Uyarı

            ABD Hastalıkları Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC), Su ile bulaşan hastalıklardan korunmak için 6 önemli öneri sunmaktadır.

           Bunların üçü tüm yüzücüler için, üçü aileler ve çocuklar içindir.